Neyi Kurban Ettin?

Neyi Kurban Ettin?

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“(Rasûlum!) Kuşkusuz biz sana Kevser’i verdik. Şimdi sen Rabbine kulluk et ve kurban kes. Asıl sonu kesik olan, şüphesiz sana hınç besleyendir.” (Kevser, 1,2,3)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Allah Teâlâ her varlığa iyi davranılmasını emretmiştir. Öyleyse canlı bir varlığı öldürmeniz gerektiğinde, bu işi can yakmayacak şekilde yapın. Bir hayvanı boğazlayacağınız zaman, ona eziyet vermeyecek güzel bir şekilde kesin. Bu işi yapacak olan kimse bıçağını iyice bilesin, hayvana acı çektirmesin.” (Müslim, Sayd 57. Ebû Dâvûd, Edâhî 11)

Kurban denince aklımıza ilk gelen hiç şüphesiz Hazreti İbrahim ve İsmail’in hayat hikâyesidir. İbrahim’i İbrahim yapan önce candan geçmesi, ateşe atılırken hiç tereddüt etmeyip tam bir teslimiyetle “Allah bana yeter, O ne güzel vekildir” diyebilmesi, sonra da ciğerparesi oğlu İsmail’den geçebilmesiydi.

Hazreti İbrahim; birçok mücadeleden, imtihandan başarıyla çıkmış, Allah yolunda babasından ayrılmayı, kavmiyle ters düşmeyi, canını kurban etmeyi göze almış örnek peygamber.

Hazreti İsmail ise; İbrahim’in yıllar sonra doğmuş, kendisiyle aynı dini paylaşan itaatkâr oğlu. Yani her ana-babanın “gözümün nûru, sana kurban olurum” diyeceği bir evlattı.

O biliyordu ki, kurban olacaksa sadece Allah’a olmalıydı. Evlada, eşe, ana-babaya, paraya, makama kısacası dünyaya kurban olmak ateş demekti.

Onun için emreden Allah ise “ babacığım emr olunduğun şeyi yap” demeyi vazife bilen bir evlattı.

Hz. İbrahim’in şahsında şekillenen ve Muhammed Ümmetine görev ve hatırlatma olan bu hadise hepimizin hayatında her an yenilenmektedir. Kurban oluyorsak ne için oluyoruz, kurban ediyorsak neyi kurban ediyoruz? Bizim İsmail’imiz ne? Allah’a teslimiyet ve yakınlaşma imtihanını verebiliyor muyuz? İşte ilahi uyarı:

“Onlara de ki; eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız evler ve meskenler, size Allah ve Resulünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah böyle fasıklar topluluğuna hidayet nasip etmez.” (Tevbe, 24)

Kurbanlarımız aşkımız, sevgimiz, bağlığımız ve teslimiyetimizin simgesidir. Böylece Sevgiliye yaklaşır, aradaki bağları kuvvetlendiririz. Seven sevilene kurban olurmuş. Kurban olmakta aşkın ilk adımı sayılır. Âşık, işin başında kendini feda etmeli, nefsini kurban edebilmeli ve kendinden vazgeçebilmeli ki âşıklık iddiasında bulunsun. Aşk yolunda ilerleyebilsin. (Medet Bala, Altınoluk Dergisi, 2009-Kasım)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Mukît: Mahlûkatın azığını temin eden, yaşamak için gıdaları yaratan, bedenlerin ve ruhların açlığını doyuran, onların gıdasını veren ve her şeyi koruyan demektir.

Kısa Günün Kârı

Bayramda derin muhasebeler yapalım.

Lügatçe

tereddüt: Kararsızlık, duraksama.
itaatkâr: İtaatli.

“İki Gün Bir Değil” mail servisi bir ALTINOLUK hizmetidir.

Bu yazı Neyi Kurban Ettin içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s