Sevmek Sâdık Dânâ

Sevmek
Sâdık Dânâ
2012 – Ağustos, Sayı: 318, Sayfa: 031

Rasûl-i Ekrem efendimiz buyurdular: (Ebû Hureyre radıyallahu anh’den)

– “Arş-ı Âzam’ın etrafında nûrdan kürsüler vardır. Bu kürsülere öyle kimseler oturacak ki, elbiseleri ve yüzleri nûr gibi parlayacakdır. Bunlar peygamber de değil şehidler de değillerdir. Fakat peygamberler ve şehidler onlara gıbta edecektir.”

Rasûl-i Ekrem efendimize, “bunlar kimlerdir” diye sorulunca, buyurdular:

– “Onlar Allah için birbirlerini sevenler, Allah için buluşup oturanlar ve Allah için birbirini ziyaret edenlerdir.” (Neseî’den)

Gene buyuruyorlar:

– “Allah rızası için bir (müslüman kardeşinin) ziyaretine giden kimseye, bir melek ardından “kendin de güzel, ziyaretin de güzeldir. Cennet de güzel bir yer olarak senin için hazırlanmıştır” diye çağırır.

Abdullah bin Ömer radıyallahu anhümâ buyurur:

– Ömrüm boyunca oruç tutsam, hiç uyumadan geceyi ibâdetle geçirsem, malımı parça parça Allah yolunda infak etsem ve bul hal üzere ölsem, fakat gönlümde Allah’a itâat edenlere karşı bir sevgi, isyan edenlere karşı da nefret duygusu olmasa, bütün bu yapdıklarımdan bir faide göremem.

İbn Mes’ud radıyallahu anh buyurur:

– “Kişi Kâbe’de rükûn ile makam arasında yetmiş sene ibâdet etse de yine sevdikleri ile haşrolunacaktır”

Bir kimse geldi. Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize:

– Kıyâmet ne vakit olacaktır, kopacaktır, dedi.

Fahr-i kâinat sallallahu aleyhi ve sellem:

– Kıyâmet için ne hazırlık yaptın? buyurdular.

O kimse de cevaben:

– Allah’ın ve Rasûlü’nün sevgisini hazırladım, dedi.

Peygamber efendimiz buyurdular:

– “Kişi sevdiğiyle beraberdir.”

* * *

Allah için sevginin tertemiz olmasının alâmeti; içinde iyilik ve ihsan türünden hemencecik elde edilmesi beklenen, şaibeli dünyevî bir arzûnun bulunmamasıdır. Eğer sevgi böyle bir illetle lekelenmiş ise, ancak bunun giderilmesi ile temizlenebilir. Dostluğu ve kardeşliği dünyevî bir menfaata dayalı olmayan kimsenin arkadaşlığının devamına hükmedilir.

Kim ki, Allah’a karşı olan hak ve vazifelerini tam yaparsa Cenâb-ı Hakk onu, nefsini ve kusurlarını tanıma ilmi ile rızıklandırır. Güzel ahlâk ve güzel edeble onu tanıştırır. Üzerine borç olan her hak ve mükellefiyetleri basiretle edâya onu muvaffak kılar.

* * *

Mahmûd Sâmi Ramazanoğlu kuddise sirruh buyurur:

– Âşık-ı hakîkî (Allah aşığı) ilâhî mazharı bulunan her şeyden onun kokusunu duyar -nefesi rahmânî râyihâları- onun burnundan eksik olmaz. Zâhid kendi başına bin sene çalışsa bile, bu kokuyu duyamaz.

Gene ilâhî sevgiye aid Ahmed er-Rufâî kuddise sirruhun sözlerinden:

– Ya Rabbi, keşke senden tatlılıklar gelseydi de hayat zorlu olmasaydı! Sen razı olsaydın da, bütün insanlar bana kızıp öfkelense idi! Bundan ne çıkardı? Keşke seninle aram mamur olsaydı da, bütün âlemler harâb olsaydı! Ne gamdı. Senin sevgin olunca herşey kolaydır. Yolundadır. Zira toprağın üzerindeki her şey toprakdır, toprak olacaktır.

Altınoluk Sohbetleri-6, Musa Topbaş, s. 102-107

http://www.altinoluk.com © 1997 – 2012 – Bütün hakları saklıdır.
Tel: 0212 671 0700 | Fax: 0212 671 0717
İLETİŞİM FORMU

https://hakyolfm.wordpress.com/

Bu yazı Okuma Bölümü içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s